Yedi Uyuyanlar ve Dini Algımız

0
45

Ashab-Kehf, yani mağara ehli… Bizim insanımız onlara yedi uyurlar der.

Yedi uyurlar… Acaba öyle mi!

Roma döneminde Allah’a inanan bir avuç insan ve köpeklerinin zulümden kaçıp bir mağaraya sığındıklarını Kur’an bize anlatıyor. Ne kadar uyuduklarını, aralarında geçen diyalogların bir kısmını da yine Kur’an’dan öğreniyoruz.

Kur’an’ın bize aktarmadığı bir şey var ama. O da sayıları…  Kur’an Ashab-ı Kehf’in kaç kişi olduğunun insanlar arasında tartışma konusu olduğunu, kimilerinin “onlar üç kişilerdi”, kimilerinin “onlar yedi kişiydi” diye tahmin yürüttüğünü bildiriyor. Ve onların gerçek sayısını sadece Allah’ın bildiğini aktarıyor.

Yani bize sayı ve isimlere takılmamamızı, verilmek istenen asıl mesaja dikkat etmemizi söylüyor.

Allah Kur’an’da kıssaları bize aktarırken çoğu kıssada isimler ve zaman diliminden hiç bahsetmez. Örneğin “bahçe sahipleri” ne zaman yaşamıştır, isimleri neydi bilmiyoruz. Ya da Süleyman Peygamber’e Saba Melike’sinin tahtını getiren “kendisine kitaptan ilim verilmiş kişi” kimdi onu da bilmiyoruz. Musa Peygamber’in bir süre beraber yolculuk ettiği “kendisine ilim verilmiş kişi” hakkında Hızır diye tahmin yürütülüyor sadece.

Kur’an’da mağara ehlinin sayısını sadece Allah’ın bildiğine dair açık ayet varken hangi akla hizmet onlara yedi uyurlar diyoruz ki! Bu millet Kur’an’ı hiç mi okumuyor, okuyanlar neden insanları doğru yönlendirmiyor.

“Ne alaka” dediğinizi duyar gibiyim. Onca mesele varken bu ayrıntı da nereden çıktı değil mi!

Şimdi “yedi uyurlar” tabirinin geleneksel olduğu, yüzlerce yıldır insanların buna alıştığını söyleyenler çıkacaktır. İnsanların “yedi uyurlar” derken dini anlamda bir şey kastetmediklerini, bu geleneksel tabiri eleştirmenin gereksiz ve saçma olduğunu söyleyenler de çıkacaktır.

Ben kesinlikle öyle düşünmüyorum. Kur’an’da açık ayet olan bir konu önemsiz ve gelenekle üstü kapatılacak bir konu olamaz. Allah’ın kelamından bahsediyoruz. Allah’ın bize özelikle sayı vermediği bir grup insan için net bir sayı kullanıyoruz.

Bu tabir aslında insanımızın Kur’an’dan ne kadar kopuk olduğunun bir kanıtıdır. Allah’ın kendisinde tuttuğu ve tahmin yürüttükleri için insanları bir nevi eleştirdiği bir konu hakkında umarsızca yanlış bir gelenek oluşturuyoruz.

Açık ayetlere aykırı oluşmuş daha ne kadar “gelenek” üretmişizdir acaba! Geçmişte yaşamış bir grup insanın sayısı gibi önemsiz görünen bir konu daha önemli ve hayati yanlış anlamaların, Kur’an’a aykırı oluşturulmuş gelenek ve alışkanlıkların, bilgilerin küçük bir örneği olabilir mi?

Kur’an’la iç içe olan, onunla haşır neşir olan bir toplum hiç Allah’ın kendisinde sakladığı bir bilgi hakkında yanlış bir gelenek oluşturur mu!

E peki ne diyelim! Yüzlerce yıllık yedi uyurların adını değiştirmek için kanun mu çıkaralım, gazetelere “ey ahali…” diye ilan mı verelim!

Hayır, sadece Kur’an’la biraz daha haşır neşir olalım, O’nu anlayarak okuyalım yeter. Söz konusu ayetleri, kıssaları anlayarak okuyanlar bir daha Ashab-ı Kehf’den bahsederken kendiliklerinden net bir sayı içeren o ifadeyi kullanmaktan kaçınacaklardır zaten.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here