Satrancın Zevki Kaçtı mı!

0
28

Büyük ustaların önemli satranç turnuvalarında oynadıkları oyunların sonuçlarına genel olarak bir bakalım. Örneğin yirmi maç oynanmışsa on beş beraberlik var. Bir diğer büyük usta otuz maç oynamışsa yirmi beş beraberliği var. Otuz maçlık bir maratonda kazananı iki ya da üç maç belirliyor.

Çok sıkıcı…

Bu sıralı beraberlikler profesyonelleşmenin, sektörleşmenin kaçınılmaz bir sonucu. Aslında gayet normal bir durum.  Her iki oyuncu da açılış ansiklopedisine hakimse, garanti oynamanın kurallarını öğrenmişse maçın berabere bitme olasılığı çok yüksek.

Turnuvalarda kazananlara büyük paralar ödeniyor, satranç artık büyük bir sektör olmuş durumda. Büyük meblağlı turnuvaları kazanmak, unvan almak için harika oynamak, inanılmaz kombinezonlar üretmek hayalcilik oldu artık. Sabır ve garanti oynama, kitaba uyma turnuvaların ana kuralı olmuş durumda.

Oyun ortasına kadar gelişen hamlelerin neredeyse tamamen ezbere dayalı yapıldığını hepimiz biliyoruz. Satranç hele bilgisayar dünyasında o kadar gelişti ki hiç kimse önceden belirlenmiş bir yol haritasının dışına çıkıp kahramanlık yapmak, risk almak istemiyor.

Bir Sicilya ya da İspanyol açılışının uzun ve ayrıntılı varyantlarını bilmek önemli değil artık. Varyantların da alt varyantları var. Hatta onların da altı…

Yıllar önce bilgisayarlar daha hayatımıza girmemiş iken eski kitapçılardan bulduğum bir iki açılış kitabını çalıştığım günleri hatırlıyorum. Resim iş dersinde kendi yaptığım tahtanın üzerine kırtasiyeden alınmış plastik taşları büyük bir hevesle yerleştirir ve kitaptaki her hamleyi özümsemeye çalışırdım. Kitaplardaki açıklamalar çoğunlukla yetersiz olurdu ama ben vardır bir hikmeti diyerek yine de ezberlerdim.

Bazen hamleleri karıştırır taşları yeni baştan dizer tekrar başlardım kitabı takip etmeye. Bazen de kitapta hamleler yanlış yazılmış olurdu, mesela sağ kanattaki atla piyonu almak gerekirken bir de bakardım o karede piyon yok! Sonra bilgisayar programları çıktı, devasa boyutta açılış ansiklopedileri ile geldiler. Ansiklopediler o kadar büyük ve detaylıydı ki altın madeni bulmuş biri gibi hissederdim kendimi.

Şimdi düşünüyorum da aslında en güzeli acemice oynamaya devam etmek. Ezbere yapılan hatasız açılış dizileri yerine oyunun dördüncü hamlesinde tıkanıp uzun uzun düşünmek. Yeri geldiğinde oyun ortasına bile gelemeden mat olmak.

İnanın bu şekilde oynamak çok daha zevkli.

Satrancın tadı profesyonel düzeyde o kadar kaçtı ki artık tüm analizler süper bilgisayarlarda son derece gelişmiş yazılımlarla yapılıyor. Bu işin içinde olanlara da bilgisayarın kendilerine çizdiği yolu takip etmek kalıyor.

Örneğin herhangi bir standart açılış yapıldı diyelim, yaklaşık on beş hamle her iki oyuncunun da daha önceden ezberlediği gibi sorunsuz gitti. Dikkat edin daha önceden ezberlenerek oynanan on beş hamleden bahsediyoruz. Zaten maçlar maksimum kaç hamle ki! İşte bu noktada oyunculardan biri yeni bir şey yapacak olsa bile aynı nokta için önceki analizlerde bilgisayarın tercih ettiği yolu kullanıyor. İş tamamen bilgisayar tavsiyelerine kalmış durumda.

Burada insan çabası nerede!

Bin sekiz yüzlerin Londra’sında bir masanın etrafında kafa kafaya vermiş pozisyon analizi yapan fraklı, smokinli, sigara içen beyefendilerin devri ne güzelmiş…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here