Pislikte İndirim Günleri

0
18

Migros, Tansaş gibi büyük alış veriş merkezlerinin esnafı bitirdiği yönündeki eleştirileri yıllardır duyuyoruz. Bu eleştiriler bir ölçüde haklı olabilir ama durumun bu hale gelmesinde esnafımızın hiç mi suçu yok.

Neden insanlar iki adım ötedeki mahalle bakkalından günlük olarak bazı şeyleri almıyor da neredyese on gün ya da iki hafta bekleyip büyük marketlerden toplu alışveriş yapıyor.

İlk akla gelen etken fiyat, sirkülasyon kaynaklı tazelik vb olabilir. Bir ölçüde doğrudur da… Ama fiyat her şeyin açıklaması değil.

Esnafın bitmesinde asıl suçlu yine esnaftır, yıllarca çevrelerindeki insanları azar azar küstürmüşlerdir. Uyarmaktan ve eleştirmekten korkan insanımız ise yanlış giden şeyleri düzeltmek yerine hep sessiz kalıp oluşan ilk fırsatta yeni alternatife koşmuştur. Yaşadığım örnekler belki sizi tatmin eder:

Bulunduğum mahallede alış veriş yapabileceğim yakınlıkta altı tane bakkal ve küçük market var.

İlk taşındığım dönemde ekmek almak için gittiğim ilk bakkal ekmeği koyacağım torbayı açmak için elini tükürükleyince  “yine başladık” diye düşündüm içimden. Hadi ilk günden bir problem çıkmasın diyerek uyarmadım dükkan sahibini. Ama bozuk bir yüz ifadesiyle “torba gerekmez, elle götürürüm” deyince bir torbadan kar etmenin memnuniyeti adamın yüzünden okunuyordu. Adam müşteri kaybetmek üzere tek torbadan edeceği tasarrufu düşünüyor.

İkinci gün yine aynı şey tekrar edince uygun bir şekilde uyardım adamı. Yaklaşık atlmış yaşlarındaki adam bir celallendi ki sormayın. Ne olacakmış da, ekmek gelene kadar başından neler geçiyormuş da… Derken pat diye memleketimi sordu. Allah akıl fikir versin diye düşünen ve sessizce dinleyen ben dükkandan çıktım ve gittim. Ben çıkarken adam arkamdan hala söyleniyordu, iflah olmayacaktı belli ki. Bir utanma, mahcubiyet yok…

Ben de o akşam ekmek almak üzere diğer alternatife yöneldim haliyle. Dışarıdaki dolaptan ekmeği aldım, selamımı verip içeri girdim, beş tane de üçü bir arada isterken ikinci bir şoka maruz kaldım. Orta yaşlı amca, biraz üşütmüş belli ki, herhalde sabahtan beri kullandığı kağıt medille tekrar burnunu silerek arkadaki kahvelere yöneldi. Tezgaha bıraktığı kağıt mendil eminim sabah saatlerinden beri değişmemiş, sırılsıklam. Kavga etmekten bıktığım için parayı verdim, eve giderken elimdeki torbayı içindekilerle berarber çöpe attım.

Diğer bakkalrdan söz etmeme gerek yok. Sadece bir tanesi çok kibar bir şekilde bana hak verdi ve uyardığım için teşekkür etti. Artık torba açmak için ellerini kırtasiyelerde elli kuruşa satılan ıslak süngerle nemlendiriyor. O olmasa ne yapardım bilmiyorum.

Abartmıyorum sadece yaşadığım çevredeki değil İzmir’in her yerindeki esnaflar bu durumda. Sağa sola gittiğim zaman görüyorum, semt farketmiyor. Artık marketlerden alış veriş yaparken temizlik adına ya kavga ediyorum ya da kavga çıkmasın diyerekten aldığım şeyleri çöpe atıyorum.

Benim çok hassas olduğumu, önemsiz bir meseleye kafayı taktığımı düşünenler hasta olup olmadığı bile belli olmayan bir başkasının tükürüğünün bulaştığı ekmekleri gönül rahatlığıyla yemeye devam edebilirler. Eşlerine ve çocuklarına da yedirebilirler, bu onların meselesi.

Bizim insanımızda da suç var. Üç beş kişiden aynı gün içinde uyarı alsa bu adamlar bir daha aynı hataları yapmazlar. Bir çok kişi rahatsız ama kimse uyarmayınca artık bu tip pislik durumlar onlara normal gelmeye başlıyor.  Uyarmayan, sesini çıkarmadan katlanan bu insanlar da en ufak fırsatta başka alternatiflere yöneliyorlar.

Büyük marketlerin depolarında neler döndüğünü bilip bilmediğimi soranlar da olacaktır. “Oraları çok mu temiz zannediyorsun” diyenler de olacaktır. O kadarını bilemem, ama en azından oradaki kasiyerler gözümün içine baka baka pislik yapıp ondan sonra da üste çıkmaya çalışmıyorlar.

Çözüm olarak önerebileceğim şey ortak hareket etmektir. Tek olarak gidip uyarmaya korkuluyorsa eğer bu durumdan rahatsız olanlar birleşip toplu olarak uyarılarını yapabilirler. Dükkan basmaktan bahsetmiyorum tabii ki.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here