Kuklaların Efendisi

Bu yazı maalesef Metallica’nın efsane albümü Master Of Puppets hakkında değil…

Türkiye’yi içindekilerle beraber dünyadan koparıp bomboş bir gezegene monte etsek herhalde şu an içinde bulunduğumuz mevcut problemler en az beş yüz yıl daha devam ederdi. Düşünsenize komşu yok, düşman yok, dış mihrak yok, biz bizeyiz; ama problemler aynı…

İç kargaşaları dış mihraklar çıkarıyormuş…

Çıkaracaklar tabii.

Mezhep kavgaları, sağ-sol çatışması hep batının oyunuymuş…

Oynayacaklar tabii.

Ekonomimizin güçlenmesine izin vermiyorlarmış…

Vermeyecekler tabii.

Teknolojik atılım yapmamızı engelliyorlarmış…

Engelleyecekler tabii.

Eğitim sistemimizi bozuyorlarmış…

Bozacaklar tabii.

Suçlamak kolay, bahaneler üretmek kolay…

Kolay da bütün bu oyunlara, kaşımalara, engellemelere karşı yüz yıllardır toplum olarak bizim herhangi bir tepkimiz, akıllıca karşı koyuşumuz oldu mu! Hangi kirli oyunu engelleyebildik?

Peki, bu mihraklar nasıl oluyor da toplumu derinden sarsmaya yetecek kadar yerli ortak ve maşayı kolayca bulabiliyorlar?

Dahası, bu maşaları tespit edip ellerini kollarını bağlayabilecek, seslerini kesebilecek bir toplumsal savunma ve tepki mekanizmamız niye yok?

Varsa da niye çalışmıyor?

Ben şuna inanıyorum ki, bu dış mihraklar yukarıda saydığım konuların hiçbiri için bizimle uğraşmıyorlar. Ne ekonomimizi çökertmeye uğraşıyorlar ne de eğitim sistemimizi bozmaya çalışıyorlar…

Çünkü buna gerek yok.

Biz kendi kendimize yeteri kadar zarar veriyoruz zaten.

Dünya “kendini özgür zanneden köleler” dönemini yaşıyor. Bu kölelik sadece bireysel olarak algılanmasın, aynı durum ülkeler için de geçerli. Bu dünya “kendini özgür sanan sömürge devletler” dünyası aynı zamanda.

Ortadoğunun, Afrika’nın ve Asya’nın bir bölümünün genel yapısına bir bakalım:

Bundan beş yüz yıl önce gözünü diktiğin ülkeyi gücün yetiyorsa gider, kılıç zoruyla alırdın. Oralarda kaldığın süre içinde sana kin besleyerek yetişen bir neslin isyanlarıyla boğuşur, zayıflayıp yine kılıç zoruyla kovulana kadar da oraları sömürmeye devam ederdin.

Sonraları gelişmiş ülkeler, bir ülkeyi fiilen işgal etmenin zorluğunu, masrafını ve kayıplarını iyi tahlil edip yerine çok daha karlı ve kolay bambaşka bir sistem getirdiler. Bu yeni bir sistem değildi; geçmişte çoğu güçlü devletin uyguladığı uzaktan yönetme politikasıydı sadece.

Kaldı ki bunu en iyi uygulayanlar büyük bir ihtimalle bizim atalarımızdı. Ne kadar garip, ne kadar acı değil mi!

Fiili işgallerin yerini uzaktan güdüm aldı ve işgaller eskisi kadar tepki çekmemeye başladı.

Ne yazık ki bazı ülkeler önlerinde canlı örnekler olmasına rağmen bu durumu hala görmezden geliyor, ya da gerçekten anlamayacak kadar aptal…

Öyle ya; bayrağı, marşı, para birimi ve “devlet başkanı” olan özgür bir devletsin… Sınırların var, hatta ordun bile var.

Yalnız, sınırların olmasına rağmen o sınırlar içerisindeki zenginlikler ne hikmetse o ülke insanına zerre kadar bir fayda sağlamıyor.

Ordun olmasına rağmen silahlar eski moda ve üretici firma tarafından uzaktan deaktive edilebiliyorlar.

O silahlarla herhangi bir savaşa girebilir misin? O zaman o silahları niye alıyorsun?

Burada da özgür görünen ülkelerin onurlu görünen “devlet başkanları” giriyor devreye. “Alacaksın” diyorlar. Onlar da emir kulu; ne yapsınlar, alıyorlar.

Bir ülke nasıl bu duruma düşer! Nasıl kendi topraklarının zenginliklerinden faydalanamaz! Nasıl insanlar bir hiç uğruna birbirlerine düşerler, açlık ve sefalet içinde kıvranırlar!

Bütün bunları dış mihrakların ve yerli ortaklarının başarması mümkün mü?

Eğer o toplumun mayasına bencillik, cehalet, vurdumduymazlık karışmışsa, adalet, hukuk dalga geçilen meseleler haline gelmişse tek bir kıvılcım o toplumun karışmasına, çökmesine yeter de artar bile.

Burada büyük deha Nietzsche’nin o sözünü hatırlamadan olmaz:

“Hiç kimse kendini özgür sanan birinden daha iyi köle olamaz.”

***

İşin inanç boyutundaki çöküşünün tarihsel alt yapısını anlamak için Mustafa İslamoğlu’nun “İmamlar Ve Sultanlar” kitabını okumanızı şiddetle öneririm. Bu kitap hakkındaki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here