Kalk Borusu

0
12

Mahşer gününü kendimize unutturmakta çok başarılıyız ve bunun devrimizdeki hayat telaşıyla, zorluklarla pek bir alakası yok. Bundan bin yıl önceki insanlar da mahşer gününü kendilerine unutturmakta çok başarılıydılar.

Peki bunun kime ne faydası oldu? Unutan insanlar ölüm kendilerine gelinceye kadar zaman mı kazandılar?

Kalk borusu çaldığında hepimiz kabirlerimizden kalkacağız ve etrafımıza bakınacağız. Kaçınılmaz son eninde sonunda gelecek, ertelemek mümkün değil.

Kur’an’da mahşer çok ayrıntılı bir şekilde tasvir ediliyor. Okuyanlar o gün nelerin yaşanacağını, kimlerin mutlu kimlerin kahır ve pişmanlık içinde olacağını gayet iyi bilirler. Kafirler ve günahkarların hallerini okurken o duruma düşmekten korkmayan var mıdır!

Cehennemliklerin hallerini, pişmanlıklarını, utançlarını Kur’an’dan okumak, okurken derin derin düşünmek zorundayız. Bu anlatılanlar masal, bizim dışımızda olan şeyler değiller. Kendimizi ara sıra onların yerine koyup ürpermedikçe günahlardan nasıl uzak kalabiliriz ki!

Kafirler, ahireti yalan sayanlar tekrar diriltildiklerinde ne durumda olduklarını gayet iyi anlayacaklar ve yüzleri kapkara kesilecek, herkes secdeye çağırıldığında onlar secde edemeyecekler. Düşünsenize mahşerde secde etmeye çabalayan ancak bunu başaramayan kişilerin hallerini…

Kafirler için sorgu yapılmayacağı, terazi kurulmayacağı, direk cehenneme “fırlatılacakları” yönünde görüş bildiren alimler var. Bu alimler sorgunun inançlı insanlar için yapılacağını ifade etmekte. Sorgu sonucunda ise defterimizi ya sağdan ya da soldan alacağız.

Kendimi sorgunun sonucunu beklerken hayal ediyorum da, içim korkuyla kaplanıyor. Bir iş görüşmesi için mülakata girmeden önce yüreğim yerinden çıkacakmış gibi olurken o ortamda neler hissedeceğimi tahmin bile edemiyorum. Ebedi mutluluk ve ikramla ebedi cehennem ve azap arasındaki ince çizgide durmak nasıl bir korkudur!

Allah merhametlilerin merhametlisidir, kullarını kimse ondan daha çok sevemez. Ancak Allah kendisinin azabından kimsenin emin olamayacağını da bildiriyor Kur’an’da.

Ben mahşer günü kabrimden kalkacağıma adım kadar eminim. Mahşer günü kabrimden kalktığımda “eyvah, kaçınılmaz gün geldi” demek istemiyorum ben. Kalktığım ve durumu kavradığım an kesin bir bedbahtlık yerine en azından etrafıma hayretle bakınıp “işte buymuş, Allah’ın vadettiği gün böyleymiş” diye düşünmek istiyorum. Cennetlik olup olmadığımızı sorgu sonuna kadar bilemeyeceğiz ama en azından o ana kadar cennet için bir umut beslemek bile benim için çok önemli.

Herkes secdeye çağırıldığında rahatlıkla secdeye kapanabilmeyi istiyorum, secde etmek için çabalayan, debelenen ama başaramayanlardan olmak istemiyorum.

Kur’an’ı okumalı ve mahşer günü yaşanacak şeyleri, insanların hallerini sürekli hatırlamalıyız. Bunu yapınca dünyevi istekler, hırslar, o kadar önemsiz gelmeye başlıyor ki! Allah Kur’an’a hiçbir şeyi boşuna koymamıştır. Mahşer tasvirleri insana verilmiş çok önemli bir hediyedir. Kur’an’da bahsetmese mahşer gününü doğru şekilde nereden bilecektik ki? Gerektiği gibi nasıl korkacaktık ki!

Kur’an’da pek çok yerde insan düşünmeye teşvik edilir. İşte mahşer tasvirlerini de düşünmeli ve kendimizi cehennemliklerin yerine koyup korkmalı ve hayatımızı ona göre düzenlemeliyiz.

Allah, saat geldiğinde hepimize “keşke” demek yerine “iyi ki” demeyi nasip etsin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here