İngilizce Öğrenimi Ve Podcast

İngilizce öğrenmeye çalışanlara kendilerini daha da geliştirmeleri için genelde iki tavsiye yapılır. Birincisi şarkı sözlerine bakmak, ikincisi ise yabancı film ve dizi seyretmek.

Bu iki yöntemin faydaları olduğu gibi handikapları da var. Örneğin şarkı sözlerinin önemli bir kısmı günlük konuşma dilinden uzak ve devrik yapılar içeren ifadeler barındırıyor. Kelimeler genelde mecazi anlamda kullanılıyor ve bunların hangi anlamda kullanıldığını tespit etmek işkenceye dönüşebiliyor. Açıkçası ben şarkı sözlerini incelemeyi pek tavsiye etmiyorum.

İkinci yöntem ise yabancı film ve dizi seyretmek. Bu yöntem şarkı sözlerinden çok daha etkili ve faydalı. Ancak insanlar çoğu zaman kendilerini filmin akıcılığına kaptırıp asıl amaçlarını unutuyorlar. Altı sezonluk bir dizinin tüm bölümlerini bitirme keyfi İngilizce öğrenme sevdasından ağır basıyor.

İngilizce çalışmalarımda yabancı dizileri yoğun olarak kullanmış biri olarak diyebilirim ki bu iş hakkı verilerek yapıldığında göründüğünden daha zor ve tatsız.

Film görsel bir materyal olduğu için insan bir süre sonra replikleri anlamasa bile görüntü eksik parçaları tamamlıyor ve kişiyi yanıltabiliyor. Halbuki aynı repliği mp3 playerdan dinlese konunun ne olduğunu bile anlamayacak.

İşte bu noktada benim tavsiye edeceğim yönteme gelmiş bulunuyoruz. Bu yöntem görselliği tamamen devre dışı bırakarak, sadece dinlemeye yoğunlaşarak kişinin aslında dinlediğini ne kadar anladığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Çok gerçekçi bir yaklaşım olduğu için aynı zamanda acımasız da.

Bu yöntemi bir iki farklı yolla deneyebiliriz.

Birinci yol film ya da dizilerin bölümlerini mp3’e çevirip yolda, arabada, banka kuyruğunda dinlemek. Piyasada çok sayıda ücretsiz çevirici yazılımlar var, biri mutlaka işe yarar. Ancak bu bölümler çok uzun oldukları için yaklaşık kırk dakikalık bir bölümün bitirilmesi, anlaşılmayan yerlerin tekrar edilmesi sıkıntı olabiliyor. Bunun için mp3 kesici yazılımlar mevcut, 40 dakikalık bir diziyi onar dakikalık bölümlere parçalayıp dinleyebiliriz. Böl, parçala, yut taktiği yani…

İkinci yol yol sesli kitap dinlemek. Project Gutenberg üzerinden tonlarca bedava sesli kitabı bilgisayarımıza indirip mp3 player’ımıza atabiliriz. Kitapların daha çok görme engelli kişilere ulaştırılabilmesi için kullanılan bu yol bizim İngilizce çalışmalarımız için de işe yarıyor. Ancak günlük hayatta hiç kimse kitap okur gibi tane tane ve net konuşmadığı için bu yöntemi birazdan bahsedeceğim yöntemle harmanlamak gerekiyor.

Film kesip parçalamak, kitap gibi uzun şeyleri dinlemek zor gelirse çok daha keyifli ve faydalı bir yol daha var.

Podcast’ler…

Podcast yapılmış bir radyo programının tekrar dinlenmek üzere yapılmış bir ses kaydı olabileceği gibi kişilerin yayınlamak üzere hazırlayıp internete koydukları bireysel programlar da olabilir. Örneğin BBC, radyo 4 üzerindeki bazı programları tekrar dinlenmek üzere indirilebilsin diye podcast olarak sunmakta.

Podcastler bedavadır.

Evet, podcast’lere ulaşmanın en kolay yolu bilgisayarımıza itunes yüklemek. İtunes üzerinde bilgisayarlarımıza indirilmeye hazır tonlarca materyal var. Itunes kullanabilmek ve podcastleri mp3 player’larınıza atmak için illa ki ipod ya da iphone sahibi olmak gerekmiyor.

Podcast’lerde neler var neler… Saymaya üşeneceğim kadar materyalin içinden seçtiğim bir iki tanesini paylaşayım:

Luke’s English Podcast: Londra’lı bir İngilizce öğretmeninin günlük hayatta İngilizlerin nasıl konuştuğunu öğrettiği bir podcast. Üç yüz civarında bölümü var ve her bir bölüm bir buçuk saate yakın uzunlukta. Genel giriş, konukla sohbet ve gramer konuları gibi yaklaşık üç bölümden oluşuyor. Aklınıza gelebilecek her konu işleniyor. Dünya kupası, online arkadaşlık, müzik, sanat… Saymakla bitmez. Şiddetle tavsiye ederim

 

BBC In Our Time: Bu podcast felsefe, tarih, bilim olarak üç ayrı kanal içeriyor. Sunucu her programda üniversite öğretim üyelerini konuk ediyor. Konuklar alanlarında saygın isimler. Aklınıza gelebilecek her konu yaklaşık kık beş dakika boyunca işleniyor. Büyük İskender, Gazali, Bronz çağı, Mayalar, Kara Delikler, Galaksiler… Konu yelpazesi o kadar geniş ki mutlaka bakmanız lazım. Bakmazsanız çok şey kaybedersiniz.

 

 

 

Nerds On History: Bu podcast de tonlarca bölüm barındırıyor ve çok ilginç konular iki kafadar tarafından sohbet kıvamında işleniyor.

Bu podcast’lerin ortak özelliği hepsinin de günlük konuşma şeklinde yapılması ki bu İngilizce öğrenenler için bulunmaz bir nimet.

Yukarıda saydıklarım haricinde herkesin kafasına uygun bir podcast mutlaka vardır, mutlaka araştırmakta fayda var.

Zamanla dinledikçe konuşulanları anlamak için gereken çaba da azalıyor. Alışkanlık artıyor ve alınan keyif de buna paralel olarak artıyor.

Orta seviyede olan ve kelime haznesi de çok dar olmayan kişiler için İngilizce konuşulanları anlayabilmek sadece alışkanlık meselesidir. Dizinde top sektirmeye alışmış kişiler gibi biraz çaba sarfetmeleri yeterli olacaktır.

Umarım kendini geliştirmek için kaynak bulmakta zorlananlara biraz faydalı olabilmişimdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here