Gazoz Kapakları ve Bir Enflasyon Tecrübesi

On ya da on bir yaşındayken her seneki gibi mahallede gazoz kapağı mevsimi başlamıştı. Bütün çocuklar sağdan soldan topladığı gazoz kapaklarını yollara dizmeye başlamış, bir şekilde buldukları mermerleri de özene bezene ellerine göre yuvarlamışlardı.

Ne yalan söyleyeyim gazoz kapağı veya meşe oyunlarında çok iyi değildim, genellikle yutulur akşamları eve elim boş dönerdim.

Bir gün arkadaşım Tanju ile beraber yine tüm varlığımızı kaybetmiş ve yollarda gazoz kapağı aramaya başlamıştık. Önümüze gelen her bakkala gazoz kapağı var mı diye sorup “yok” cevabıyla karşılaşıyorduk. Teknelerin balık araması gibi yollarda gazoz kapağı araya araya mahallemizden çok uzaktaki bir kahvenin önüne geldik.

Kahvenin karşısında çatısı yarı yarıya çökmüş, bahçesi de yıkılmak üzere olan taş duvarlarla çevrili metruk bir ev vardı. “Şu eve bir bakalım” dedim Tanju’ya. Pek oralı olmadı, belki biraz da korktu evin yapısından.

En sonunda güç bela ikna ettim Tanju’yu ve küf kokan kapıdan içeriye daldık. İlk başta durumu kavrayamamıştık, bir iki dakika sonra bir gazoz kapağı denizinin üzerinde durduğumuzu anlamıştık. Ellerimizle kazdıkça gazoz kapağı çıkıyordu, toprağa bile ulaşamıyorduk. Bahçe ve evin odaları duvardan duvara gazoz kapağı halısıyla kaplıydı.

Hazine bulmuş korsanlardan farkımız yoktu, gazoz kapaklarını avuçlarımızla havaya fırlattığımızı, kahkahalarla güldüğümüzü çok iyi hatırlıyorum.

Sonra sınırlarımızı belirledik, bahçe benim, odalar Tanju’nun olacaktı… Bir saat sonra ikişer torba dolusu gazoz kapağıyla mahalleye döndük. Meraklı ve biraz da kıskançlık içeren bakışlar arasında hemen kendi kapaklarımızı diğer kapakların yanına dizmeye başladık.

Sırrımızı, hazinemizin yerini hiç kimse bilmeyecekti.

Aynı gün sonradan görmelere özgü şımarıklık benliğimizi kaplamıştı bile. Herkes kapakları vurmak için mermerlerini nişan alıp atarken biz arkamızı dönerek atmaya başladık. Herkes yirmi adım uzaktan mermer atarken biz otuz adım uzaktan atmaya başladık. Hatta amuda kalkarak, gözlerimizi kapatarak mermer attığımız da oldu.

Yutulmak gibi bir kaygımız olmadan oynuyorduk. Torbalar dolusu gazoz kapağı yutuluyor, iki saat sonra yine iki torba dolusu gazoz kapağıyla mahalleye geri dönüyorduk.

Bir hafta sonra mahalledeki tüm çocuklarda o kadar çok gazoz kapağı oldu ki hedefi vuran çocuklar yerdeki yüzerce gazoz kapağını torbalarına doldurmaya bile tenezzül etmemeye başladılar. Çok kısa bir süre sonra ise mahalledeki sokaklar hiçbir çocuğun toplamaya tenezzül etmediği sahipsiz gazoz kapaklarıyla doldu taştı.

Ve mahalle tarihindeki en kısa süren gazoz kapağı mevsimini yaşamış olduk. En az iki ay süren gazoz kapağı mevsiminin modası iki haftada bitmiş, onun yerine erken tüftüf sezonu başlamıştı.

Enflasyonun ne olduğunu daha o yaşlarda yaşayarak tecrübe etmiş biri olarak kendimi çok şanslı hissediyorum.

Tanju’yla beraber madenimizi bulduğumuzda daha akıllıca hareket edebilir miydik? Tabii ki de evet. Ama o zaman çocukluğun saflığı nerede kalacaktı!

İyi ki de şımarmışız diyorum şimdi kendi kendime, bir daha böyle şımaracak zenginliği nerede bulacağız değil mi!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here