Bilgisizlik ve Cehaletin İki Katmanı

0
15

Bilgisizlik doğamızda var, her zaman her şeyi bilemeyiz. Bilmek zorunda da değiliz. Asıl önemli olan nokta bilgisizliğin doğal ve masum sınırlarını aşmamak, bilgisizliği cehalete dönüştürecek hataları yapmamak.

Bilgisizlik ve cehaleti iki farklı katmanda inceleyebiliriz. Bu katmanlardan ilki gündelik hayatımız ve meslekler ile ilgili olan katman. Bu katman nispeten daha tehlikesiz ve masum görünüyor.

Ancak birazdan bahsedeceğim ikinci katman ise tam bir toplumsal yıkım makinesi…

İlk katmandan başlayalım:

Bir doktor olmadığım için kalp damar cerrahisi konusunda bilgim olmaması gayet normal bir durum. Kimse beni bu durumdan dolayı bilgisizlikle suçlayamaz.

Aynı şekilde bir çiftçiyi de atom fiziği hakkında bilgisiz olmakla suçlayamayız.

Peki bu cerrah ile çiftçi nasıl olur da cahil insanlara dönüşür!

Eğer cerrah kalkıp da her konuda çiftçiden daha yetkin olduğunu iddia ederse, karşısındaki çiftçiyi küçümser ve onun hiçbir fikrine değer vermezse bu cerrah kör cahilin önde gidenidir. Tahsili, toplumsal statüsü, maddi kazancı hiç önemli değil. Bunlar aklıma gelince Kur’an’daki “kitap yüklü eşekler” tabiri de aklıma geliyor ister istemez.

Aynı şekilde bu çiftçi belli konularda doktorun fikirlerine değer vermezse, fikirlerinde inat ederse, özellikle sağlık konularında ukalalık yaparsa o da cehaletin pençesine düşmüş demektir. Kendisi acınası durumunun farkında bile değildir maalesef…

Gördüğünüz gibi yukarıda bahsettiğim ilk katman tamamen gündelik hayat, genel kültür ve mesleklerle ilgili.

Eğer bilgimizin olmadığı konularda ahkam kesip diretiyorsak, bir de o konuda bilgili olan kişilere kulaklarımızı tıkıyorsak cahiliz demektir.

Kısacası haddini aşan bilgisizlik cehalete dönüşür.

Şimdi gelelim ikinci katmana:

Bir insan olarak cahil olma lüksümüzün olmadığı konular var. Zira bu konulardaki bilgisizlik cehaletle aynı anlama geliyor. Kaldı ki bu konular ilginç bir şekilde içgüdülerimizle de bağlantılı…

Temizlik, insana, doğaya, hayvanlara saygı, adalet, hak yememek, dürüstlük, işini iyi yapmak, vatan sevgisi…

Yukarıda saydığım konuların hepsi insanoğlunda içgüdü olarak zaten mevcut. Bir bakıma bu konuların hiçbirinde bilgisiz değiliz aslında. Sadece aile ve çevre tarafından üstüne basa basa hatırlatılması gereken konular bunlar. Dikkat edin öğretilmesi gereken değil hatırlatılması gereken konular dedim.

Aslında başından beri bilgisiz olmadığımız, içimizde programlanmış olan bu konulardaki aksamalar toplumda hemen cehalet olarak yansımasını buluyor. İşte bu yüzden bu konulardaki cehalet çok ama çok tehlikeli, yıkıcı ve tiksindirici.

Bir çiftçi doktora ya da tam tersi bir doktor çiftçiye meslekleri alanında ukalalık yapma cehaletini göstererek sadece kendilerine zarar verir, kendilerini küçük düşürür.

Ama bu ikisinin adalet, hayvan sevgisi, insana saygı ve vatan sevgisi konusundaki cehaletleri dalga dalga yayılarak toplumu kemirir ve en sonunda paramparça eder.

İlk katmandaki cehalet kendisini hadsizlik olarak gösterirken ikinci katmandaki cehalet ilk etapta kendisini umursamazlık olarak gösterir.

Bu umursamazlığın kısa süre içinde hayvanlara ve insanlara eziyete, cinayetlere, doğa katliamına, yolsuzluklara ve vatanı satmaya dönüşmesi kaçınılmazdır.

Hadi şimdi küçük bir muhasebe yapalım ve kendimize dürüst cevaplar verelim: Son bir ay içinde yukarıda saydığım değerlere göre hareket edebildik mi? Kişisel menfaatlerimiz için bu değerleri kaç defa çiğnemek zorunda kaldık? Kişisel menfaatimiz için birilerinin hakkını yedik mi?

Verdiğimiz dürüst cevaplar bizlere kendimizi anlatmaya yeter de artar bile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here