Bilgisayar Dünyası ve Kapitalizm

Çok da uzak olmayan bir gelecekte bilgisayar kasalarının tamamen ortadan kalkacağını düşünüyorum. Bilgisayar kasaları, hard disk’ler, modemler, kablolar ve daha ne varsa.

Bilgisayardaki işlerimizi yapabilmek için televizyonumuzun açma düğmesine basmamız yeterli olacak. Televizyon iki saniyede açılır açılmaz online işletim sistemlerimiz bizi karşılayacak.

Ne güzel değil mi!

İsteyen Windows, isteyen IOS veya Android işletim sistemini kullanabilecek. Ya da zamanın başka alternatiflerini!

Bu işletim sistemleri abonelik esasına göre çalışacak. Kullanmak istediğimiz bilgisayar gücünü de yine abonelik sistemine göre seçeceğiz.

Yani düşük hızlı bir sistem için daha az ödeme yaparken daha hızlı sistemler için daha fazla ödeme yapmamız gerekecek.

Aynı şey depolama alanları için de geçerli. Ne kadar fazla alan o kadar fazla aylık ödeme.

Aylık bazda ödeme yapabileceğimiz gibi “daha hesaplı” görünen toplu yıllık ödemeler de yapabileceğiz.

Yani uzun lafın kısası elektrik su faturası öder gibi bilgisayar faturası ödeyeceğiz…

“Ne var bunda, gayet hoş olur, rahat olur, kablo karmaşası kalkar” diyenleri duyabiliyorum.

Ancak bu gidişat pek kullanıcıların yani bizlerin hayrına değil. Bunu yukarıda yazdığım gelecek senaryosunun ilk sinyallerini birebir almış, yaşamış biri olarak söylüyorum. Nasıl mı:

Bundan çok değil, üç beş yıl öncesine kadar bir işletim sistemi ya da bilgisayar programı satın alır ve yeni versiyonlar çıksa da en az üç dört yıl suyunu çıkarana kadar kullanırdık.

Sadece bir kere para verirdik yani…

Artık durum değişiyor… Adobe firması, yani herkesin bildiği Photoshop, Illustrator gibi vazgeçilmez programların yapımcısı “subscription” yani abonelik sistemine geçmiş durumda. Tamam, şimdilik programları yine bilgisayarımıza indirip çalıştırıyoruz ama kullanabilmek için aylık aktivasyon gerekiyor. Abonelik süresi dolunca programı kullanamıyoruz.

Buna benzer bir durum yine grafik tasarımcıların çok yakından bildiği Corel Draw için geçerli. Programı para verip alıyorsunuz ama içindeki bazı özellikleri kullanabilmek için ekstra parayla ayrıca üye olmanız gerekiyor. Bir tomar para vermeniz yetmiyor, programın tam sahibi olamıyorsunuz.

Kapitalist sistemin önce eğlenceli yüzünü gösterip sonra da yavaş yavaş, çaktırmadan insanları kendisine köle etmesinin canlı bir örneğidir bu durum.

Sektörün büyük oyuncuları “bir kere para verip yıllarca aynı programı kullandırtmam, her ay ödeme yapacaksın” diyor yani.

Kopya yazılım kullananları suçlayabiliriz, “siz kopya yazılım kullanmasaydınız firmalar üyelik sistemi geliştirmezdi, kaçak yazılımı engellemek için çareler aramazdı” diyebiliriz.

Ama bu köleleştirme gidişatı kopya yazılım olsa da olmasa da yolunu bulacaktı zaten…

İşe önce yazılımları üyelik sistemiyle satarak başlıyorlar. Sırada işletim sistemleri var. Çok daha büyük yatırım ve belki de oyuncular arasında büyük kavgalar gerektirdiği için donanım kısmı en son sırada…

Bir iki sene sonra teknoloji haberlerinde “artık kasalar tarihe gömülüyor”, “Microsoft Online Windows’u piyasaya sürecek” şeklinde “müjdeli” başlıklar görürsek şaşırmayalım lütfen.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here