Bedir: Savaş mı Çatışma mı!

Bedir savaşının İslam açısından önemini dini konulara en uzak insanımız bile bilir. Ne olduğunu, amacını ya da detayını bilmese de en azından adını duymuştur.

Son zamanlarda bu savaş hakkında oldukça ilginç yaklaşımlara şahit oldum. Bu yaklaşımlar bu savaşı küçük görmeye yönelik maalesef. Hem de bu toprakların insanları, gençleri küçük görüyor.

Sebep: Savaştaki tarafların sayıları…

Müslümanlar üç yüz kişi, müşrikler ise dokuz yüz civarında.

Şimdi gelin bu yaklaşımları genel olarak sıralayalım:

“İstanbul’da iki lisenin futbol maçında çıkan kavgada daha çok adam var!”

“Çölün ortasındaki bedevi kapışması.”

“Mahalle kavgasından hallice!”

“Ne savaşı canım, olsa olsa küçük bir çatışma.”

“Aç gözlü Müslümanların kervan soygunu!”

 

Yukarıda saydığım ifadeler bu ifadelerin sahiplerinin ne kadar düşük bir algı kapasitesine sahip olduklarını gösteriyor. Bu görüşlerin aynı topraklarda yaşadığım insanlar tarafından ortaya atıldığına inanmak istemiyorum. Olsa olsa “kalan bir parça kültürümüzü” de zayıflatmak isteyenlerin parayla yazdırdığı şeyler olmalı bu yazılanlar diye düşünmek istiyorum.

Olaya kesinlikle duygusal açıdan bakmıyorum. “Benim kutsal dinime nasıl laf uzatırlar” gibi bir serzenişim yok. İsteyen inanır istemeyen inanmaz. Benim derdim seviye…

Ancak şu ifadelerdeki basitlik ve algı düşüklüğüne bir bakar mısınız lütfen!

Lise kavgasındaki adam sayısı daha fazlaymış… Doğrudur, ben lisedeyken oynanan bir final maçında çıkan kavgada aşağı yukarı aynı sayıda insan vardı.

Öyle bir kavgaydı ki dünyanın gidişatını değiştirdi. Bütün dünya bizim lisenin adını duydu. Hatta Amerika’dan İngiltere’den bizim lisenin taraftarı olmak isteyen binlerce kişi İzmir’e geldi. Yılda milyonlarca kişi lisenin etrafını dolaşmak için İzmir’e geliyor.

Mahalle kavgasından halliceymiş. Hangi mahalle kavgasından sonra bir medeniyet kurulmuştur merak ediyorum doğrusu.

İlla ki yüz binlerce kişilik orduların meydan savaşı mı olması gerekiyor ciddiye almanız için? O zaman daha mı çok saygı duyacaksınız?

Kervan soygunu diyenler diğerlerine nazaran en azından bir nebze daha usturuplu görünseler de saçmalamaktan ve önyargılı düşmanlıktan kurtulamıyorlar.

Kervan saldırısının düşmanı yatağından çıkarmak için bir araç olduğunu azıcık araştırma yapan bilir. Kervanın tehlikeye gireceğinden korkan Mekke müşrikleri bu kervanı korumak uğruna korunaklı şehirlerinden çıkmış ve açık alanda önceden orada mevzilenen Müslümanlar karşısında avantaj kaybetmişlerdir. Müslümanların hedefi kervan değil onu korumaya gelecek Mekke müşrikleriydi.

Ancak şu da var ki Bedir İslam tarihinde bir zafer değildir.  Sadece kazanılmış bir savaştır ve aynı zamanda kaçırılmış bir zafer fırsatıdır.

Savaş sırasında yapılan hatalar yüzünden Allah’ın savaşa katılanları “siz dünya hayatını ve zenginliğini istiyorsunuz” diye şiddetle eleştirdiği bir savaştır. Bunu Kur’an’dan biliyoruz.

Hatta öyle ki Muhammed Peygamber bile bu uyarıdan nasibini almış, “hiçbir peygambere savaşta tam üstün gelmedikçe esir almak yaraşmaz” diye ilahi uyarının muhatabı olmuştur. Bunu da Kur’an’dan biliyoruz.

Mahalle kavgası da değil, zafer de değil. Kaçırılmış bir zafer şansı, kazanılmış bir savaş…

Ama o savaşa katılan ilk Müslümanların Allah katındaki değerlerinin ne kadar büyük olduğunu kim tahmin edebilir! Aklımızın alamayacağı kadar büyük olduğuna eminim.

Olaylara doğurdukları sonuçlar ve yaptıkları etkiler açısından baktığımızda çölün ortasındaki toplam bin kişilik Bedir savaşının insanlık tarihine yüz bin kişilik bir savaştan daha fazla etki ettiğini görürüz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here