Antik Mısır’dan İlginç Bir Zaman Kesiti

Günümüzden yaklaşık 3400 yıl önce Mısır…

Nil’in kıyısındaki ülke tüm ihtişamıyla parıldamakta, kurumlar işlemekte, insanlar günlük hayatlarını sorunsuzca yaşamaktadırlar. Pazar yerlerinin telaşından tapınakların dingin havasına kadar her şey olması gerektiği gibidir.

Ancak hiç umulmadık bir gelişme bu gidişatı tepetaklak etmek üzeredir.

Tahttaki ilk yıllarını sürmekte olan firavun IV. Amenhotep tek Tanrıya, Athon’a inanmaktadır. Normal bir insan olarak kendisinin Tanrı olduğuna inanmadığı gibi Mısır’daki diğer tüm tanrıları da yok saymaktadır.

… ve Amenhotep Mısır’daki tüm tanrıları reddeden, onlara tapınmayı yasaklayan bir kanun çıkarır. Kendi adını da “Akhenathon” olarak değiştirir. Yani Athon’un kulu. Tapınılması gereken tek bir Tanrı vardır, o da Athon’dur.

Amon devri bitmiş, Athon devri başlamıştır artık…

Amon, ra, horus, isis, set ve diğerleri artık tapınılması yasaklanmış sahte tanrılardır. Bu sahte tanrılara adanmış tapınakların ödenekleri kesilir, rahiplerin işlerine son verilir.

Ancak antik Mısır’da rahipler öyle bir sınıftır ki astronomi, matematik, mühendislik ve tıp gibi bilimler sadece bunların tekelindedir. Tek işleri dini ayinleri yönetmek ve mumyalama yapmak değildir. Nil’in taşma zamanı gibi tarımsal anlamda son derece hayati hesaplamaları da rahipler sınıfı yapmaktadır.

Rahipler sınıfı ellerindeki bilgileri asla yazıya dökmezler. Bu son derece gizli bilgiler sadece hak eden rahiplere zaman içerisinde sindire sindire söz yoluyla aktarılır.

Böyle bir sınıfın toplum ve devlet bürokrasisi üzerindeki etkisini hesap etmek hiç de zor olmasa gerek…

Bunun üzerine Akhenaton belki de dünyada o zamana kadar yapılmamış bir işe girişir. Uzak bir bölgede yeni bir şehir inşa etmek… Bu şehir inşa edilir de… Sarayı, evleri, bahçeleri, pazarları ve daha ne gerekiyorsa vardır bu şehirde.

Akhenaton, tüm ailesi ve kendisine sadık olan insanlarla beraber bu şehre yerleşir.

O görkemli Teb artık başkent değildir. Bakımsızlıktan tapınaklar toz içinde kalmış, devasa heykelleri örümcek ağları sarmıştır. Teb rahipleri, tanrılarını inkar eden, dinlerine ihanet eden Akhenaton’a büyük bir nefret beslemektedirler. Eski görkemli, el üstünde tutuldukları, saygı gördükleri günler geçmişte kalmıştır artık.

Akhenaton, kurduğu yapay şehirden ülkeyi yönetmeye çalışırken muhteşem güzellikteki karısı Nefertiti bir erkek bebek doğurur…

Tutankhaton…

Tutankhaton kız kardeşiyle beraber dış dünyadan habersiz ve saf bir şekilde büyümektedir, babası öldüğünde daha çocuk denecek yaştadır ve sefalet içinde kıvranan rahipler için bekledikleri fırsat gelmiştir. Yapay bir cennet içinde büyümüş olan bu zavallı çocuk daha doğarken kaybedeceği bir savaşın içine girmiştir bile…

Nitekim fazla dayanamaz ve kafasının arkasına aldığı haince bir darbe ile ölür. Üstelik rahiplerin baskısıyla adını eski inanca uygun olarak Tutankhamon olarak değiştirdiği halde.

Yapay şehir yerle bir edilir, Athon ve Akhenaton ile ilgili ne varsa, duvar yazıları da dâhil olmak üzere yok edilir.

Tutankhamon’un mezarı, üstüne bir mezar daha yapılarak gizlenir.

Beş on yıl sonra yeni firavun önderliğinde her şey eskisine dönmüş, hayat normal akışına kavuşmuştur.

. . .

Kur’an okuyanlar pek çok surede geçmiş peygamberlerin ve helak olan kavimlerin sıkça anlatıldığını bilirler. Bu kıssalar bir nevi ibretlik tarih dersleri gibidirler. Hatta Allah helak olan kavimlerin yaşamış olduğu yerlerin kalıntılarını ziyaret ederek ibret almamızı emreder. Evet, bu Allah’ın açık ve net bir emridir.

Allah Kur’an’da nasıl doğadan örnekler verip araştırmamızı, düşünmemizi emrediyorsa tarihi de araştırıp düşünmemizi emrediyor.

Antik Mısır bu konuda ayrı bir yere sahip olmalı…

Akhenaton Kur’an’ın bize bahsetmediği peygamberlerden biri olabilir mi? Akhenaton’un dedesi Yuya’nın Yusuf Peygamber olabileceği yönünde ortaya atılmış iddialar var.

Kaldı ki şu ana kadar yaşamış Peygamberlerin çok azını biliyoruz. Kur’an’da büyük bir kısmının adı bile geçmiyor.

Yoksa Akhenaton Allah inancı doğrultusunda cesurca mücadele eden iradeli bir devlet adamı mıydı? Eğer öyleyse nerelerde hata yapıldı da kurduğu tek Tanrılı sistem uzun süre dayanamadı…

İlahiyat fakültelerinden birinde Akhenaton üzerine kapsamlı bir doktora tezi yapılsa ne güzel olurdu…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here