Agnostisizm ve Bir Eleştiri

131

Agnostisizm Allah’ın var olup olmadığının bilinemeyeceğini savunan bir akım. Agnostiklere göre bilimsel verilerle, deneyle, beş duyuyla Allah’ı tespit etmek mümkün değildir. Bu durumda Allah’ın var olup olmadığıyla ilgili net bir inanca sahip olmak da mümkün değildir.

Agnostisizm ateizm gibi net bir inkar getirmez, ateizmin saldırgan ve inatçı inkar anlayışından çok daha makul ve bir nevi ayakları da yere basan bir anlayışa sahiptir.

Aslına bakarsanız agnostikler bir yere kadar haklıdırlar da! Ama bir yere kadar! Bir ayakları çemberin içinde diğer ayakları çemberin dışındadır.

Allah’ın varlığının değil de bizzat zatının bilimsel olarak kanıtlamayacağını, O’nu herhangi bir varlık gibi idrak edebilmenin, ölçebilmenin imkansız olduğunu İhlas suresinden biliyoruz.

İhlas suresinin son ayeti “Hiçbir şey O’nun eşi ve benzeri değildir” diyor.

İslam dünyasında yaygın olan çok güzel bir ifade de şöyle: “Aklına ne gelirse gelsin, bil ki o Allah değildir.”

Allah’ın zatını bilimsel olarak ispatlamanın imkansız olduğu noktasında agnostisizm ile İslam inancı arasında hiçbir fark yok.

Allah’ın varlığı bilimsel olarak ispatlanamıyor ise varlığına nasıl inanacağız peki? Agnostisizm ile İslam arasındaki farklılaşma işte bu soruya verilen cevapta yatıyor.

Agnostikler varlığını da yokluğunu da ispatlayamadığımız için Allah ne var diyebiliriz ne de yok diyebiliriz derken Kur’an başka bir öneri getiriyor:

“Kainata bakın, kendinize bakın, doğanın uyumuna bakın ve düşünün. Allah eserleriyle kendi kendini ispat ediyor zaten.”

Kainattaki muazzam denge, ince hesap gerektiren hassas ayrıntılar… İçinde bulunduğumuz ortamı o kadar kanıksamışız ki olağanüstü bir ilim gerektiren hayatın kendisi bize o kadar sıradan geliyor ki!

Varlığın en küçük yapı taşı atom üzerinde uzmanlaşmak için bir ömür boyu çaba harcamamız gerekiyor.

Bir mikrobiyoloji kitabını elimize alıp incelersek olağanüstü bilgiler yüzünden başımız dönüyor.

İnsan vücudundaki hücrelerin, organların karmaşıklığı olağanüstü değil mi?

Atmosferdeki gaz dengesi birazcık değişse yok olmaz mıyız?

Dünyanın güneşe olan uzaklığı çok az değişse yok oluruz değil mi?

Jüpiter bu kadar büyük olup çekim etkisiyle meteorları yutmasa dünya peynir gibi delik deşik olmaz mı? Ne iş ki Jüpiter tam olması gerektiği yerde ve büyüklükte…

Harfleri tesadüfi olarak yan yana koyan bir bilgisayar programı yaptık ve programı çalıştırdık diyelim. Bu programın tesadüfi olarak yan yana getirdiği harflerden yüz sayfalık anlam bütünlüğü olan bir metin çıkma ihtimali nedir sizce!

Yüz sayfalık bir metin mi daha karmaşık yoksa ansiklopedilere sığmayacak kadar hassas dengelere sahip olan kainat mı!

Kendi haline bırakılan her madde, her organizma çürüme ve bozulma eğilimindedir. Bu durumda dünyadaki insan, bitki ve hayvan gibi canlı organizmaların kendi kendine basitten karmaşığa doğru gelişmesi mümkün mü!

E=mc2 formülü Einstein buldu diye mi ortaya çıktı? Kainat bu muazzam formülü kendi kendine mi oluşturdu?

Yapı olarak bir masa mı daha karmaşık yoksa insan mı? Peki daha basit olduğu halde niye tabiatta kendi kendine oluşan bir masa göremiyoruz?

Bu şekilde binlerce soru sıralamak mümkün. Yukarıdaki sorular aklınıza benzer sorular getirirse ne güzel olur…

Ne ilginçtir ki Agnostisizm Allah’ın varlığı konusundaki şüphesini bilime dayandırırken Kur’an Allah’ın varlığı konusunda hep bilime başvurulmasını, kainatın referans alınmasını tavsiye ediyor.

 

Eğer ortada bir eser varsa mutlaka onu yapan bir sanatçı da vardır.

Mona Lisa’yı ele alalım. Bir miktar boyanın fırça yardımıyla tuval üzerine sürülmesiyle yapılmış iki boyutlu bir resim. Bu tablo mu daha karmaşık yoksa yaşayan Mona Lisa’nın kendisi mi? O halde neden tabiatta insana göre çok daha basit olan bir yağlı boya tablo kendi kendine oluşmadı da Da Vinci gibi ressamların eline kaldı bu iş!

Birisi kalksa  “ben Da Vinci’yi şahsen görmedim, o dönemde yaşamadım, kendisiyle tanışmadım, dolayısıyla bu tabloyu kimin yaptığını bilemeyiz” dese ne tepki verirsiniz? En iyi ihtimalle gülümser geçersiniz herhalde. Da Vinci gibi büyük bir dehaya ve eserine kim böyle bir şüpheyle yaklaşmaya cesaret edebilir ki!

Daha da geri gidelim:

Taş devrinden kalma mağara duvar resimlerini ele alalım. Kaldı ki bunları kimin yaptığını ismen de bilmiyoruz. Bu duvar resimlerini yapanı görmediğinizi, tanımadığınızı, resimler çizilirken orada olmadığınızı iddia ederek bu resimlerin kendi kendine duvarda oluştuğunu iddia edebilir misiniz?

Tabii ki hayır! Eğer mağaranın duvarında avlanan insanların resimleri varsa bunu kesin bir insan çizmiştir.

Şimdi sorarım size mağara duvarındaki basit bir resmin bile mutlaka insan tarafından çizildiğine emin olurken kainat gibi akıl almayacak derecede karmaşık bir sistemin bir yaratıcısı olduğundan nasıl şüphe edebiliriz ki!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu giriniz.
Lütfen buraya adınızı yazın.